Archive for Nisan, 2010

William Lilly’den Astroloji Öğrencisine

Cuma, Nisan 30th, 2010
Rönesans astroloğu William Lilly’nin “Christian Astrology” adlı eserinde astroloji öğrencilerine hitaben yazmış olduğu yazının tercümesini  Sevgili astroloji eğitmenimiz Öner  Döşer sayesinde ilk kez okuduğumda çok etkilenmiştim.
William Lilly’nin hayata ve astrolojiye bakış açısını bugünün astrolojiye gönül verenleri ile paylaşmak istedim.
……Sevgili arkadaşım, her kim olursan ol, yoğun çalışmalarımdan kolaylıkla istifade edebilmeni ve gözle görülemeyen ihtişamlı Tanrı’nın muhteşem ve takdire şayan faaliyetlerini alenen yansıtan yıldızlar hakkındaki göksel bilgide ilerleme niyetinde başarılı olabilmeni diliyorum. Öncelikle, Yaradan’ı düşün ve takdir et ve ona müteşekkir ol; mütevazılığını kaybetme; ve ne kadar derin ve üstün olursa olsun, hiçbir doğal bilginin aklını başından alıp, hem gökteki hem de yeryüzündeki her şeyi düzenleyen ve yöneten İlahi Gücü göz ardı etmene yol açmasına izin verme.
Aksine, bilgin arttıkça, Yüce Tanrı’nın gücünü ve bilgeliğini daha da fazla takdir et ve kendini Tanrının lütfünü hak etmeye ada; ne kadar iman edersen, kendinden o kadar emin olacaksın; ve Tanrı’ya ne kadar yakınlaşırsan, o kadar saf yargılarda bulunacaksın. Kibirden ve kendini beğenmişlikten uzak dur ve akılsız yaratıkların Tanrı’ya itaat etmedikleri, kendi mantıklarına ve tutkularına göre hareket ettikleri ya da mantıksız isteklerini Tanrı’nın iradesine teslim etmedikleri o eski zamanları hatırla. Ah ne yazık! Günahkarlık her yeri sardığında ve insanlar duygularına teslim olup, mantıklarını terk ettiklerinde, her yaratık, canlı ve zararlı şey asileşti ve Tanrı’nın emrine uymaz hale geldi. Sen Tanrı için ve onun prensipleri için dimdik dur; sonra da kendi asaletini düşün; yaratılan her şey, hem şimdikiler hem de gelecekte kiler bu amaca hizmet etmek için yaratılır; Tanrı bu amaç doğrultusunda insanda vücut buldu: Tanrı sana ne ayrıcalıklar, haklar ve menfaatler sağladı? Sen derin düşüncelerinle yıldızların hareketlerini ve kadrini idrak edensin; Meleklerle konuşansın; tüm yaratıkları yöneten ve tüm şeytani güçlere boyun eğdiren Tanrı’nın takdirini kazanansın. Öyleyse, günahkarlığa kapılıp doğanı mahvetme ya da kendini böylesi nimetlere layık olmayacak hale düşürme, ya da birkaç kusurlu zevk uğruna, Tanrı’nın korkusu aracılığıyla sana bahşettiği yüce güç, zafer ve kutsallıktan mahrum kalma. Tanrı’yı ve Tanrı’nın kulu olarak kendini düşündün; şimdi sana kendi başına uygulaman için vereceğim öğütleri kavra. Her gün gökyüzüyle irtibata geçtiğin için, zihnini ilahi varlığın imgesine göre eğit ve biçimlendir; tüm erdem lütuflarını öğren; bu konuda yeterince bilgi sahibi ol; insancıl, nazik, sevecen ol; insanlar sana rahatça ulaşabilsinler; zavallı insanları sert bir yargıyla korkutup üzme; böylesi durumlarda kötü kaderlerini kademe kademe öğrenmelerine imkan tanı; Tanrı’nın onlar hakkındaki yargılarını değiştirmesi için, bu insanları Tanrı’nın çağrısına yönelt; alçak gönüllü ol; eğitimli, uygar, ağırbaşlı insanlarla ilişki kur; başkalarının varlıklarına göz dikme; fakirlere hem para ver hem de bedava yargıda bulun; hiçbir dünyevi zenginliğin seni hatalı yargılara sürüklemesine ya da sanatın olan bu ilahi bilime gölge düşürmesine izin verme. İyi insanları sev; bu sanatı icra eden dürüst insanları takdir et. Genel kanıyla ters düşebilecek yargılarda bulunmaktan çekinme. Prensinin ölümüne dair yargıda bulunma; kendine uygun bir eş seç; çok sayıda arkadaşın olmasından neşe duy; mahkemelerden ve anlaşmazlıklardan uzak dur; aşırıya kaçma ve her bilimi öğrenmeye kalkışma; inançlı ve kararlı ol; inancına bağlı kal ve dostun da olsa düşmanın da olsa kimsenin sırlarını ortaya dökme. Herkese iyi yaşamalarını öğütle; sen de insanlara iyi örnek ol; dönemin modasına kapılma; anavatanını sev; düşmanın bile olsa, kimseyi azarlama; hakkında kötü konuşulsa bile, sinirlenme; Tanrı hiçbir günahı cezasız bırakmaz; tüm kötülüklerin öcünü alır.”

GEZEGENLERİN DOĞASI AY

Çarşamba, Nisan 28th, 2010

AY

Güneş sisteminde en hızlı hareket eden gök cismi Ay’dır.Dünya çevresindeki bir turunu  yaklaşık 28 günde tamamlar.Bu dönem içinde sürekli büyüyüp küçülen Ay’ın  tüm canlılar üzerinde ki etkisi büyüktür.Ay kadınları temsil eder ve kadınların adet dönemleri süresiyle bağdaştırılır.Çok hızlı hareket eder bu özelliğinden dolayı  gezegenlerin ışığını birbirine taşıyarak iletişimi sağlamış olur.Saat Astrolojisinde şartların nasıl gelişeceğini,değişen şartları,kararsızlığı,değişkenliği,yön değiştirmeyi anlatır.
Işığını Güneş’ten alır.Yeni Ay zamanlarında Güneş ile kavuştuğu için görülmez olur..Kadim zamanlarda hayat ışıklar ile bağdaştırılırdı.Güneş ve Ay’ın tutulma zamanları tanrıların gazabı olarak görülürdü.Büyük korku ve dehşet ile karşıladıkları bu zamanları ibadet ve dua ederek geçirirlerdi.
 Soğuk ve nemli doğasından dolayı sıvılarla,yansıtma özelliğinden dolayı aynalarla bağdaştırılır.Ay’ın etkisi altında evrensel olarak tüm canlılar değişime uğrar.Bu değişim duygu,düşünce ve davranışlara yansır.
Doğum haritalarında harita sahibinin doğal durumunu ve karakterini,ruhun istem dışı ve duygusal niteliklerini Ay’ın yerleşimine ve ay ile irtibat sağlayan gezegenlere bakarak tesbit ederiz.Ay doğuştan gelen meziyetlerimizin belirleyicisidir.
Gece gezegenidir ve gece haritalarında anneyi temsil eder.Gündüz haritalarında anne temsilcisi Venüstür.

Doğası   Geceyi,soğuk ve ıslağı sever.Genellikle ılımlıdır ama değişkendir.Soğukkanlı bir yapıya sahiptir.Şartlara bağlı olarak bazen iyicil bazen kötücüldür.Ay büyürken iyicil,Ay küçülürken kötücüldür.
Temsil ettiği kişiler  Kraliçe,kontes,hanımefendi,sade insanlar,seyyahlar,muhacirler,gemiciler,arabacılar,balıkçılar,avcılar,sokak satıcılar,çocuk bakıcıları,anne,teyze,büyük kız kardeş,hemşire.Ülkeler astrolojisinde halkın göstergesidir.
Renk ve tatlar  Orta parlaklıkta mavi beyaz renktedir.Beyaz,sarımsı,pastel yeşil,gümüşi renkleri ve saf karışımsız tatları sever.Yavan,biraz tuzlu ,biraz acı.
Bitki ve ağaçlar  Yumuşak ve sulu yaparakları olan sulu tatta,sulu yerlerde yetişen büyük boyutlara ulaşan bitkiler.Mesela su kabağı,kabak,kavun,ıhlamur,soğan,salata,buğday,arpa,karpuz,salatalık,mantar.Gölge veren ve meyvesiz ağaçlarbodur ağaçlar,otlar,sazlıklar,bambular,kamışlar,keten,kenevir,soğuk ve nemli meyvalar.
Yerler Tarlalar,çeşme,banyo,liman,otoyol,çöller,liman şehirleri,nehir,dereler,su yatakları,nemli olan her yer.
Mineraller ve taşlar  Gümüş,Ay taşı,alçı taşı,tüm yumuşak taşlar,inci,zümrüt.
Melek Cebrail
Gün Pazatresi günü ve o günün 1. ve 8. saatleri
Anatomi ve hastalıklar  Karın ağrısı,kolit,sol tarafta felç,taşlar,salgı bezleri,kadınlardaki karaciğer problemleri,üeme organları,vücudun su toplaması,romatizma ,kurtlar.Deri ile ilgili hastalıklar,sol göz,ense,ciğerler,mide,dalak,göğüs iltahaplanması.
Hava ve Rüzgarlar Jüpiter ile serinlik Mars ile rüzgarlı,Venüs ve Merkür ile sağanak yağışlı.Güneş ile mevsimine göre hava koşulları.Kuzeyden esen rüzgarlar.
Hayvanlar  Deve,koyun,fil,zürafa,insan sözünü dinleyen tüm evcil
hayvanlar,Ördek,turna,keklik,horaz,balıkçıllar.
Ülkeler ve şehirler  Hollanda,Yeni Zelanda,Danimarka,Musul,Azerbaycan,halkın yoğunlukta bulunduğu dar sokaklar.
Dinsel olarak  Galip ve baskın gelen tüm din adamları.
Fiziksel olarak  Kırılgan yapıda,solgun cilt ve renkte,yuvarlak yüzlü,gri tonlarında gözlü,gür saçlı ,bol tüylü
Bir göz diğer gözden büyük,Eller küt ve etli,kilo almaya meyilli.Genel olarak bakıldığında beyaz ten rengi,uzun sakallı,aralıklı diş yapısına sahip,uzun sakallı.
Tavır olarak iyi  durumda  ve yerleşimde  Sade,kendi halinde,sabırsız,yumuşa,dürüst ve iyi bir aşık,sadece yaşadığı anı düşünen,huzurlu ve huzulu ortamları seven,kadınlarla iyi anlaşan ve kadınları seven,yeniliklere açık,kolay adapte olan.İlahi ve ruhsal konularla ilgili,öğrenmeye açık.
Tavır olarak kötü durumda ve yerleşimde  Avare,aylak,işsiz,ayyaş,hırsı olmayan,sır tutamayan,hiç bir şekilde mutlu ve memnun olmayan,Çok konuşan,gereksiz ve boş düşünen,sürekli endişeli,korkak,hayatın getirdiği zorluklarla uğraşmak istemeyen.

GEZEGENLERİN DOĞASI MERKÜR

Salı, Nisan 27th, 2010

MERKÜR

Tanrıların habercisidir Merkür.İletişim sağlamak en önemli işidir. Zihinsel aktivite açısından şüphe etmeden inanan Jüpiterin aksine inanmakta zorlanan ve sürekli şüphe ile bakan yapısı ile Merkür gerçeklerin peşindedir.İnsanın üç katmanını ,bedeni,ruha ve tine bağlar.Davranış olarak Satürne benzer fakat iletişim kuramayan Satürnün aksine Merkür konuşur ve iletişim kurar.
Merkür bilgelik,mantık yürütme ve yaratıcılık,dikkat,öğrenme ve anlama gibi entelektüel meziyetleri edinme gezegenidir.Ruhun akıl ve mantıkla olan ilişkisini Merkürün yerleşimine bakarak öğreniriz.Akıl ve aklın kalitesini anlatır.Teknoloji bilim ve astroloji ile alakalıdır.En belirgin özelliği meraktır.
Hem gece hemde gündüz gezegenidir.Hem eril hem de dişildir.Hem iyicil hemde kötücül olabilir.Kendisine yakın olan gezegenin karakterini alır. Jüpiter ile daha heyecanlı,Mars ile daha atılgan,Güneş ile hassas,Venüs ile alaycı,Ay ile yakın olduğunda aldatıcıdır.Tüm aldıklarını aktarırken yorumlar ve açıklamalar yapar.Yorumlama ile alakalıdır.İyi ile iyi kötü ile kötü olan bir yapısı vardır.Ama genelde iyicil olarak kabul edilir.Merkür kurnazlık ile bağdaşmıştır.Hayat içerisinde ki dönemi çocuklıktur.

Doğası Ilımlı derecede soğuk ve kurudur.Melankoliktir.
Temsil ettiği kişiler Filozof,matematikçi,astrolog,danışmanlar,ruhaniler,hırsızlar,komisyoncular,tüccarlar,cahiller,yayıncılar,banker,vergi memurları,savcı,genç kardeşler,köleler,esirler,hizmet verenler.
Dinsel olarak Her din ve mezhepten tartışan,fikir ve mantıkla öne çıkan kişiler.
Renkler Gri ve gök mavisi karışımı ve bunların koyu enklerle oluşmuş karışımları,Farklı renklerin karışımı ile elde edilen renkler.
Tatlar Ne olduğu belli olmayan bir çok şeyin karışımı ile meydana gelmiş tatlar.
Yiyecekler Genellikle kuru ve nadiren yararlı olan yiyecekler.Arpa,buğday ve mısır gibi tahıllar.
Bitki ve ağaçlar Karışık ve renkli çiçekler,kumsalda yetişen bitki ve çiçekler,lezzetli sebzeler ve bahçe ürünleri,anason ,fasulye,kimyon,kişniş,hint biberi,şeker kamışı,sert ve kötü kokulu ağaçlar,kındık,fındık ağacı,ceviz ,ceviz ağacı.
Yerler Ticari mekanlar,çarşı ve pazar yerleri,dükkanlar,fuarlar,bowling salonları,tenis kortları,camiler,açık oturma alanları,ressamların evleri,sulama kanalları,su pınarları,su membaları.
Mineraller ve taşlar Civa,ateş taşı,demir,sülfat,arsenik,kehribar,dirhem,bakır,eski altın,topaz,yeşil ve sarı renkteki tüm taşlar,renkleri değişik olan taşlar.
Melek Mikail
Ülkeler ve Şehirler Yunanistan,Mısır,Paris,Mekke,Medine,Irak,Dilam,Gilan,Tabaristan.

Gün Çarşamba günü ve o günün 1. ve 8. saatleri.
Hayvanlar Sincaptazı,maymun,çakal,tazı,tilki,sansar,eşek,deve,yabani tavşan,köpekler,gece meydana çıkan yaratıklar,örümcek,küçük su hayvanları,papağan,arı,bilbir,turna,çekirge,cırcır böceği,sığırcık,şahin,güvercin,kefal.
Rüzgar ve Hava Rüzgarlı,fırtınalı ve kasırgalı havalar.Mevsimsel olarak değişim ve uyum gösterir.
Anatomi ve hastalıklar Tüm Verigolar(Denge sistemi anatomisine bağlı olarak ortaya çıkan araç tutmaları, baş dönmeleri),başla ilgili rahatsızlıklar,hafıza ile ilgili rahatsızlıklar,beyinde herhangi bir rahatsızlık,hayalcilik,nezle,kuru öksürük,el ve ayaktaki gut hastalığı,damar ve kanallar,safra kesesi,akciğer,refleks,tad alma
Fiziksel olarak Formda vücut yapılarıyla genelde ince ve uzun olurlar,Dar alın,ince uzun çehre,düz burun,açık renk göz tonu,ince dudaklı,kollar,parmaklar,ayaklar ve bacaklar uzun.Doğusal yerleşmiş ise cilt tonu bal rengidir boy kısalır,saç azalır,gözler küçülür.Batısal yerleşimde ise bakışları sertirt,ince vücutludur, ince yüzlüdür.
Tavır olarak iyi konumda ve yerleşimde Keskin kavrama yeteneği,anlayışlı,konuşma yeteneğine sahip,iyi bir tartışmacı ve fikir adamı,entellektüel,bilgi birikimi olan,dostça ve sokulgan,ileriyi görebilen,iş ve ticaretle ilgili,öğretebilen,mantıklı,olasılıkları iyi değerlendirebilen,iyi bir hafızaya ,iyi bir sese sahip,teoloji ile ilgil,bilimsel konulara meraklı ve yetenekli.
Tavır olarak kötü konumda ve yerleşimde Megolaman,yalancı,palavracı,dürüstlükten uzak,maymun iştahlı,ayakları yere basmayan,havai,sürekli çok meşgul gözüken ve öyle olduğunu ima eden,iftiracı,çalmaya meyilli,dedikoducu,laf taşıyan,büyü ve sihirle ilgili,sirekli fikir değiştiren,eli ve dili uzun.

GEZEGENLERİN DOĞASI VENÜS

Salı, Nisan 27th, 2010

VENÜS

Aşkın ve güzelliğin tanrıçasıdır Venüs.İyicil gezegenlerden birisidir.Fakat Jüpiterden daha az iyicildir.Jüpiterin yayıldığı alan oldukça geniştir ve kalıcıdır,oysa Venüsün sınırları vardır ve kalıcılığı Jüpiter kadar değildir.
Güneşten fazla uzaklaşamaz (48 dereceden fazla uzağa gidemez)Barışı, huzuru,mutluluğu temsil eden bu gezegen keyif veren her şeyle alakalıdır.
Müzik,sanat,giyim kuşam,sahne sanatları,oyunculuk,kadınların kullandığı her türlü süs eşyası,parfümler,kozmetik malzemeleri,takılar Venüs ile ifade edilir.
Genel olarak kadınları ,ama  özellikle genç kadınları temsil eder, klasik astrolojide gündüz haritasında anne figürü göstergesi  Venüse gece haritasında Aya  aittir.
Doğası Soğuk ve nemli doğası ile ılımlıdır.Dişil bir gece gezegenidir.Saf beyaz saman rengine çalan rengi vardır.Parlaktır.
Temsil ettiği kişiler Müzisyenler,oyuncular,hokkabazlar,kadın terzileri,kıymetli taş kesicileri,anne,kız kardeş,genç kız,bakireler,kuyumcular,kumaşçılar.Ay ile birleştiği  yada açı yaptığı zaman şarkıcılar,parfüm satıcıları,kozmetik malzemeleri ile ilgili işi olanlar,ressamlar,eldivenciler.Genel olarak kadınlara ait malzemeleri satanlar.Kraliçeler ve asaletli kadınlar.
Yerleşimi kötü durumda ise zevk tutkuları ve  fahişeleri temsil eder.
Medikal olarak Sol burun deliği,koklama ve nefes alma organları,rahim,cinsel organlar,eller ve parmaklar,döl yatağında oluşan kalıtsal rahatsızlıklar,omurilik,bel,sırt,göbek,böbrek kısmında meydana gelen rahatsızlıklar,aşırı tutku ve cinsellik yüzünden meydana gelen hastalıklar,kansızlık,diyabet,fazla kilodan kaynaklanan rahatsızlıklar.
Renkler Beyaz,beyaz-mavi karışımına ilaveten biraz kahve veya yeşil tonları
Tatlar Tüm tatlı şeyler.Aromatik tatlar,sulu tatlılar.
Bitkiler Tatlı kokan her türlü bitki.Beyaz çiçekler,beyaz ve sarı karışımı tüm çiçekler,menekşe,vadi zambağı,su zambağı,satryrion,beyaz ve sarı nergis,beyaz gül.
Ağaçlar Tatlı elma,incir ağacı,sakız ağacı,terebentin,tatlı portakal ağacı.
Yerler Bahçeler,fıskiye ve çeşmeler,gelin odası,fuar alanları,kutsal mekanlar,ibadethaneler,dans okulları,yataklar,gardıroplar,çok su tutan cadde ve yerler.
Mineraller ve taşlar Bakır ,pirinç,gök renginde safir,beyaz ve kırmızı mercan,markazit,lapis,lazuli,gümüi ve altından yapılmış olan mücevherler.İnci ve zümrüt.
Melek Ayanil
Gün Cuma gününü ve bu günün 1. ve 8. saatlerini temsil eder.
Hayvanlar Ceylan,dağ keçisi,vahşi merkep,ahu gibi beyaz ve sarı toynağı olan tüm vahşi hayvanlar,büyük balıklar,yunus,bülbül,güvercin,serçe,keklik,ağustos böceği,kırlangıç,kuğu,ardıç,tavuk
Rüzgarlar Güney rüzgarlarını yönetir.
Hava Yazları açık havayı,kışları ise yağmur ve kar yağışını haber verir.
Yaş 14 ile 28 yaş arasındaki zamanı ve gençlikten olgunluğa geçiş dönemini yönetir.
Ülkeler ve şehirler Arabistan,Avusturya,Viyana,Hicaz,Kıbrıs,Babil,Mezopotamya,Campania
Dinsel olarak Müslümanlarla alakalıdır.
Fiziksel olarak Orta boyda adaleli yapıda,etkileyici bakışlar ve güzel gözler,Yuvarlak yüz,dolgun yanaklar,açık renk saç tonu,Saçlar düz ve sağlıklı,güzel dudaklar,hoş ve formda vücut yapısı.Parmaklar kısadır,vücut yapısı tıknazdır.Doğusal yerleşimde beden boyu uzar ve duruş diktir ve diri vücut yapısı vardır.
Batısal yerleşimde erkekte boy kısalır,terbiyeli,nazik ve ölçülü tavırları vardır ve bu tavırlar vücut diline de yansır
Tavır olarak iyi durumda ve yerleşimde Sakin,tartışmayı sevmeyen,sertlik ve şiddetten uzak duran,huzurlu,mutlu,yumuşak başlı,derli toplu,temiz giyimli,içmeyi seven,karşı cinse düşkün,sevgisinde samimi,aşk yaşamaya eğilimli,yorulmadan kazanmayı seven,adil,neşeli,iyi mizaca sahip,çocuklara düşkün,arkadaşlara karşı cömert.
Tavır olarak kötü  durumda ve yerleşimde Sadakatten uzak,tutkularına yenilen yapısı yüzünden kötü üne sahip,baştan çıkaran,kadınlardan yana şanssız,skandallara açık,masraflı,devamlı kaybeden,dindarlıktan uzak,Venüs çok zarar gördüğünde kişi fahişe ruhlu olabilir,eğlence yerlerinde hafif meşrep kişilerle vakit geçirmekten hoşlanabilir.

KİTAPLIĞIMDAN SEÇMELER

Salı, Nisan 20th, 2010

Okumak lazım okudukça büyümek lazım…

Herkes son model araba isterken, en büyük hayalim binlerce kitapla dolu bir kütüphaneye sahip
olmaktıı.
Burada sizinle kitaplığımda bulunan bazı kitapları paylaşmak istedim…
  • Sağlıklı Okültizm…Dion Fortune
  • Teosifinin Anahtarı…H.P. Blavatsky
  • Büyünün Cadılığın ve Okültizmin Tarihi…W.B. CROW
  • Buda Kimdir?…SANGHARAKSHITA
  • BHAGAVADGİTA
  • Ezoterik-Batıni Doktrinler Tarihi…Cihangir Gener
  • Gül-Haç Aydınlanması…Frances A. Yates
  • Bilinmeyen Jung…Stepham A. Hoeller
  • Jung’dan Seçme Yazılar…Antony Storr
  • Jung Kilit Fikirler..Ruth Snowden
  • Dokuz Yüz Katlı İNSAN…Dr.Mustafa Merter
  • Melhemeler ve Türk Halk Kültürü…Şeref Poyraz
  • Antik Mısır Sırları…Ergün Candan
  • Kozmik Okyanus…Burak Eldem
  •  Seni Tılsımlar Korur…Burak Eldem
  •  2012: Marduk’la Randevu..Burak Eldem
  •  SEMBOLLER İŞARETLER..Kathryn Wilkinson
  •  Gül Haç Evren Kavramı…Max Heindel
  •  Hermetik Bilge Pitagoras …Mâlik İlyas Tanrıbağı
  •  Tanrının Kutsal Anatomisi…Frater Achad (Charles Stan Jones)
  •  Geleceğe Ait Kitle Rüyaları….Chet B. Snow, Helen Wambach
  • Tanrı’nın Tarihi..Karen Armstrong
  • Kur’an-ı Kerim’in Gizli Öğretisi..Ergun Candan
  • Kurtlarla Koşan Kadınlar..Clarissa P.Estes
  • Ruhun Yolculuğu..R.Hakan Kırkoğlu
  • Ölmeden Önce Ölünüz..OSHO
  • ERMİŞ..Khalil Gibran
  • Tanrılar Okulu..Stefano E. D’Anna
  • Tanrı’nın Doğumgünü..Burak Özdemir
  • Kalpte Yaşamak..Drunvalo Melchizedek
  • LEVH-İ MAHFUZ..Burak Özdemir
  • İnsan’ın Dönüşümü..J.Krishnamurti
  • Fususu’l-Hikem..Muhyiddin Arabi
  • Fütuhat-ı Mekkiye..Muhyiddin Arabi
  • Saatlerin Hazinesi..Muhyiddin Arabi
  • Ey İnsan..Cemalnur Sargut
  • Kabus Öyküleri..Helena Petrova Blavatsky
  • EGO..OSHO
  • Duygular..OSHO
  • Aşık Olmak..OSHO
  • Önce Kendini Tanı Sonra İlişki İste..OSHO
  • Sevgi..OSHO
  • Deccal..Friedrich Nietzsche
  • Böyle Buyurdu Zerdüşt ..Friedrich Nietzsche
  • Bay Tanrı,Ben Anna..FYNN
  • DON JUAN’IN ÖĞRETİLERİ..CARLOS CASTANEDA
  • ZAMANIN ÇARKI…CARLOS CASTANEDA
  • BİR BAŞKA GERÇEKLİK…CARLOS CASTANEDA
  • SİHİRLİ GEÇİŞLER..CARLOS CASTANEDA
  • İKİNCİ ERK ÇEMBERİ..CARLOS CASTANEDA
  • ERK ÖYKÜLERİ Yaqui Kızılderili Büyücüsü Don Juan’ın Yeni Öğretileri…CARLOS CASTANEDA
  • DON JUAN’IN BÜYÜSÜ…CARLOS CASTANEDA
  • KARMA DOKTRİNİ…Swami Abhedananda
  • Kozmik Gezgin..Gahl Eden Sasson
  • Bakara..Cemalnur Sargut
  • Ankebut..F.H Yalcinkaya
  • Işığın 12 Krallığı..Gahl Sasson

TANRININ 12 ÇOCUĞU


  • İnsan Ruhuna Yöneliş.. Carl Gustav Jung
  • Keşfedilmemiş Benlik..Carl Gustav Jung
  • Ünlü Bir Medyumdan Astrolojik Açıklamalar& Edgar Cayce’den  Yaşamınızı Değiştirme ve Alın Yazınızı Yazma Klavuzu..John Wilıner
  • İlahi Komedya ARAF..DANTE
  • KIRMIZI PAZARTESİ – Gabriel Garcia Marquez
  • YÜZYILLIK YALNIZLIK – Gabriel Garcia Marquez
  • Deliliğe Övgü..Desiderius Erasmus
  • Bilgelik Hikayeleri ..Cevdet Kılıç
  • Varlık Ve Hiçlik Fenomenolojik Ontoloji Denemesi .Jean Paul Sartre
  • LA SONSUZLUK HECESİ.Nazan Bekiroğlu
  • Akaşik Kayıtlar.Rudolf Steiner
  • Galaktik İnsan.Virginia Essene.Sheldon Nidle
  • Madam Blavatsky ve Gizli Öğreti.Murat Sağlam
  • Mistik Kabala.Dion Fortune
  • Aşkın ve Evliliğin Ezoterik Felsefesi.Dion Fortune
  • Ra Bilgileri.Don Elkins,Carla Rueckert,J.A Mc Carty
  • Sirius Gizemi-Robert Temple

“Milattan yaklaşık 3400 yıl önce Mısır’da büyük bir değişim yaşandı ve ülke karmaşık kabile karakteri taşıyan gelişmiş neolitik bir bir kültürden; biri delta bölgesini, diğeri de Nil vadisini kaplamak üzere, iyi organize olmuş monarşiye atladı. Aynı anda yazı sanatı, anıtsal mimari ve son derece gelişmiş zanaat dalları doğdu,bunlar çok iyi örgütlenmiş, hatta şatafatlı bir uygarlığın belirtileridir. Tüm bunlar nispeten çok kısa bir sürede gerçekleşti. Yazı ve mimaride bu çeşit gelişmeler için arka zemin ya yoktur ya da çok azdır.”

Mısır’a, kültürlerini beraberlerinde getiren gelişmiş bir istilası olmuş mudur, bilmiyoruz. Ancak tarihin bu döneminde kesin olarak hiçbir şey söyleyemeyecek ölçüde çok bilinmezlikle karşılaşıyoruz. Tek bildiğimiz, ilkel insanların kendilerini, neredeyse birdenbire, başarılı ve zengin bir uygarlık içinde buluverdikleri. Sirius meselesi ile ilgili kanıtlar, diğer yazarların ele aldıkları yada ele alınmayı bekleyen diğer kanıtlarla birleştirilirse, şu anki uygarlığımızın, gelişmiş dünya dışı varlıkların ziyaretine çok şey borçlu olduğu fikri, ciddi bir ihtimale dönüşebilir. Uçan daireler ya da uzay giysili tanrılar tasarlamak gerekmez. Bence bu konu bugüne kadar yeterince yetkin biçimde ele alınmadı. Ama ziyaretçilerin nasıl geldikleri konusuna girmektense, en azından gezegenimizde bulunmuş olabileceklerini işaret eden kanıtlara yönelelim.
“Gizemin Ötesi” adlı kısımda, Sirius’tan gelen dünya dışı gezginler hakkında bazı ayrıntı ve ipuçları veriliyor. Ben bu gezginleri, su bulunan yerlerde yaşayabilen, yüzer-gezer varlıklar olarak düşündüm. Ancak tüm bunlar, tehlikeli olan spekülatif alanlara giriyor. Sağlam gerçeklere yaslanmak hem politikam hem de tabiatım oldu. Gerçekten sağlamlığı konusunda ileride de fikir edineceğiz. Şu anda masal gibi gelebilir. Hakikaten de gerçek, çoğu kez kurgudan daha çarpıcıdır.
Elinizdeki kitap bir soru yöneltiyor. Bir cevap sunmuyor, fakat öneriyor. En iyi sorular, uzun süre cevapsız kalan ve bizleri düşünce ve deney alanlarına götürenlerdir. Sirius Gizeminin bizi nerelere götüreceğini kim bilebilir? Ama gelin bir süre bu yolu izleyelim. En azından bir macera olacaktır.. (S: 71-75)
  • Gizli Telkinle Kur’an Terapisi.Kubilay Aktaş
  • 2012 Öncesi ve Sonrası.Öner Döşer
  • 2012 Evrenin Şifresi.Sri Ram Kaa.Kira Raa
  • Simgeler Sözlüğü.Esat Korkmaz
  • Eşikaltı Büyücüleri.Ahmet Şerif İzgören
  • PLATON BİR GÜN Kolunda Bir Ornitorenkle BARA GİRER…Thomas Cathcart&Daniel Klein
  • Küllerin Şöleni, Giordano Bruno
  • Diyaloglar .Giordano Bruno
  • Giardano Bruno Yakılan Kafirin Yaşamı Ve Felsefesi .Dinçer Yıldız

 


Giordano Bruno

1600 yılında ,yeni yüzyılın başlangıcında Katolik Kilisesi tarafından fikirleri  Hristiyanlık ilkeleriyle ters düştüğü için İsa’ya kurban edilmek adına diri diri yakılan büyük filozof.

Soylu bir ailenin çocuğu olarak 1548 yılında İtalya’nın Nola kasabasında dünyaya geldi. Onaltı yaşındayken Dominiken adını taşıyan bir tarikatta yer aldı. Kopernilus sistemiyle tanışınca, Bruno tarikat mensubu bir kişi olmaktan sıyrıldı ve buna bağlı olarak Hıristiyan inancıyla arasındaki bütün bağları koparttı. Kiliseye karşı bir sistem içinde yer aldığından din sapkınlığı ile suçlandı. Engizisyon baskısından kurtulmak için Roma’ya ardından Kuzey İtalya’ya kaçtı.

Dinsizlikle suçlandığı için hiçbir yerde kalıcı olarak yaşayamadı, sürekli gezdi. Cenevre’ye geçti, ardından Güney Fransa, Paris ve Londra’da devam etti yaşamına. 1582 yılında Sorbonne Üniversitesi’nde bir kürsü elde etti. Londra’da yapıtlarının bir bölümünü bastırdı. Londra’dan kısa bir süreliğine yine Paris’e geçen Bruno, bu defa da Almanya’ya gitti ve eserlerini yayımlatma çabalarını sürdürdü. Daha sonra Zurich’e geçen Bruno, bir İtalyan aristokrat tarafından Venedik’e davet edilince bu daveti kabul etti. Burada Galileo Galilei ile tanıştı. Ama Mocenigo adlı bu aristokrat’la çatışınca, onun tarafından Engizisyon’a teslim edildi. Ona, düşüncelerinden vazgeçmesi ve sonsuz evren görüşünün din sapkınlığı olduğunu kabul etmesi durumunda kilise tarafından affedileceği söylendi. Ama o, gördüğü bütün işkencelere karşın, görüşlerinden taviz vermedi ve ölüme mahkum edildi.

Ölüm kararını Bruno’ya bildiren yargıç, ondan şu cevabı almıştır: “Ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz”. Kilisenin bu kararı, 1600 yılının Şubat ayında, Roma’da Campo dei Fiori meydanında Bruno’nun diri diri yakılması ile yerine getirildi.

Bruno evrenin sonsuzluğu yanında evrenin birliği ilkesini de benimser. Buna göre Ortaçağ felsefesi’nde temel alınan gök ile yer ayrılığını rededer. Bruno; Tanrı’nın ve evrenin birbirinden farklı iki kavram olmadığı, ama aynı gerçekliğin iki sonsuz görünümü olduğunu kabul eder. Ona göre her şey Tanrısal kuvvetin görünüşüdür:

“Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.”

Düşüncelerinin açıklanmasının kendisi için çok tehlikeli olduğunu bildiği halde, yukarıdaki cümlesinden de anlaşılacağı gibi, yazı ve konuşmalarında düşüncelerini hep böyle açıkça ifade etmiştir.