Archive for Şubat, 2012

EZOTERİK GÜNEŞ

Çarşamba, Şubat 29th, 2012

EZOTERİK GÜNEŞ

Güneş, güneş sistemi için ne ise, ruh da insan bedeni için odur. Çünkü onun doğası, organları ve işlevleri, hayat merkezini (güneş) çevreleyen ve ondan taşanlarla yaşayan gezegenler gibidir.

İnsandaki güneş gücü üçe ayrılır; bunlara insan ruhunun üç katmanı denir.
Bu ruhani doğaların üçünün de aşkın ve nurlu olduğu söylenir; bunlar bir araya geldiklerinde insandaki Uluhiyet’i oluştururlar. İnsan’ın üçlü aşağı doğası –fiziksel bedeni, duygusal dünyası ve akli melekeleri– fiziksel dünyada üç katlı Uluhiyet’in ışığının yansımalarıdır ve ona tanık ve kanıt oluştururlar.

İnsanın üç bedeni yukarı bakan bir üçgenle, üç katlı ruhani doğası ise aşağı bakan bir üçgenle sembolize edilir. Bu iki üçgen bir altı köşeli yıldız şeklinde birleştiği zaman Yahudiler ona “Davut’un yıldızı”, “Süleyman’ın Mührü” derler ki bugün genellikle Sion Yıldızı diye bilinir. Bu üçgenler hem doğadan hem Uluhiyet’ten gelip insanda birleşen ruhani ve maddi evrenleri gösterirler. İnsanın hayvani doğası topraktan gelirken, ilahi doğası gökyüzünden gelir, insanın doğası ise bu ikisinin arabulucusudur.

Kadim bilgeler, güneş küresini tıpkı insanın doğasına yaptıkları gibi üç ayrı bedene ayırmışlardı. Mistiklere göre her bireysel yapıdaki üç hayat merkezine benzer biçimde, güneş sisteminde üç güneş vardır. Bunlara üç ışık denir: ruhani güneş, akli veya solar güneşi ve maddi güneş. Ruhani güneş Baba Tanrı’nın kudretini tezahür ettirir, akli güneş Oğul Tanrı’nın hayatını yayar ve maddi güneş, Tanrı’nın Kutsal Ruh’un tezahürü için kullandığı araçtır. İnsanın doğası mistiklerce birbirinden ayrı üç kısma ayrılır: ruh, can ve beden. Fiziksel bedeni maddi güneşle büyütülür ve canlandırılır; ruhani doğası ruhani güneşle aydınlanır ve aklı ise solar Güneş’in ışığıyla –lütufuyla– kurtarılır. Bu üç kürenin yan yana duruşu, kimilerine göre gezegen yörüngelerinin daire değil de elips şeklinde olmasını açıklar.

Pagan rahipler, güneş sistemini her zaman bir Büyük Adam olarak düşünmüşler ve bu üç faaliyet merkezine dair analojilerini, insan bedenindeki üç hayat merkezinden –beden, kalp ve beyin– çıkarmışlardır. Mesih’in dönüşümü olayında [(Matta 17:1-6, Markos 9:1-8, Lukas 9:28-36 çv.] üç çadırdan bahsedilir: Ortada ve en büyük olanı (kalp) ve onun iki tarafında daha küçükleri (beyin ve üreme sistemi). Üç tane Güneş’in mevcut olduğuna dair felsefi hipotezin, tarihte birkaç kere meydana gelen tuhaf olayla ilişkili olduğu söylenebilir. İsa’dan sonraki 51. yılda gökyüzünde aynı anda üç güneş görünmüştür. 69. yılda gökyüzünde iki güneş birlikte görülmüştür. William Lilly’e göre 1156 ila 1648 yılları arasında yirmi tane benzer olay kayda geçmiştir. Güneş’in maddi dünyanın en önemli velinimeti olduğunu gören Hermesçiler, doğanın görünmez ve ilahi kısmının ihtiyaçlarını karşılayan bir ruhani güneş olduğuna inandılar. Büyük Paracelcus bu konuyla ilgili olarak şunları yazar: “Bütün ısının kaynağı Dünyevi Güneş vardır ve gözü olan herkes onu görür ve kör olanlar da onu göremese de ısısını hisseder. Bir de bütün bilgeliğin kaynağı olan Ebedi Güneş vardır, ruhani melekeleri uyanmış olanlar bu güneşi görür, onun varlığını bilir; ruhani bilince ulaşmamış olanlar ise onun gücünü Sezgi denilen içsel meleke sayesinde hissedebilir.

”Kaynak Manly P. Hall, Tüm Çağların Gizli Öğretileri