AY VE GÜNEŞ TUTULMALARI VE SAROS DÖNGÜLERİ

Sosyal Paylaşım
  • email
  • Facebook
  • Twitter

    Kehanet astrolojisi çevrelerinde güneş ve ay tutulmaları ya hafif hafif çiseler ya da dolu fırtınası olarak iner. Birçok astroloğun tutulmalara yaklaşımı bir tutulmanın tarihini ve Zodyak derecesini alıp bunun doğum haritasıyla yaptığı açıları değerlendirmektir. Astrologlar tutulmanın gerçekleştiği eve de bakabilir. Bu bilgiyi yedeğine alan astrologlar, tutulmanın etkisini müşterinin hayatının belli bir alanında meydana gelen tesadüfi, ama illa da rahatsız edici olmayan bir olay olarak yorumlarlar.

    Tutulmalara dair tahmin yapmanın güçlüklerinden biri dışa vurumlarının birbirini tutmaz görünmesidir. Tutulmanın tarihini biliriz, ayrıca stresli olabileceklerini de biliriz. Birdenbire gizli bir sorunu açığa çıkarabilirler. Bilemediğimiz şeyse, bu stresin doğasıdır. Doğum haritasına bakar, tutulmanın Venüs üzerinde olduğunu söyler, ancak bunun iyi mi yoksa kötü bir haber mi olduğunu ve neyden haber verdiğini söyleyemeyiz. Her şey tamamen tahmindir. Tutulmalar kimi zaman duygusal streslere, kaotik olaylara kimi zaman da çok belirsiz bir etkiye sahip garip olaylarla ilişkili görünüyor. Bazen olumlu ve çok heyecan verici olaylara neden olurken, bazen bir zorluklar dönemini işaret ediyorlar.

    [Astrolojide tekniği temsil eden] kartal ile [sezgiyi temsil eden] tarla kuşu benzetmesini kullanırsak, astrologlar genellikle tutulmanın anlamı için ya çok iyi bir kartala ya da çok iyi bir tarla kuşuna ihtiyaç duyarlar.

    TUTULMALARIN EV KONUMU

    Güçlü bir tarla kuşu ihtiyacının etrafından dolaşmanın yollarından biri de spesifik bir tutulmanın etkisini öngörmeye çalışmayı bırakmak ve belli bir vade boyunca belli bir evde meydana gelecek tutulmalara bakmaktır. Bu illa da en iyi yaklaşım değildir, fakat astroloğun ayaklarını yere sağlam basmasına yardım eder.

    Bir yıl içindeki bütün tutulmalar, bir ev ekseninde meydana gelir, örneğin 1. ev 7. ev veya 2. ev 8. ev vb. On iki ila on sekiz ay arasında değişen bir zamanda aynı evi etkileyen tutulmalar harita üzerinde geri hareket ederek daha sonra başka bir evi vurgular. Örneğin eğer 2. ev 8. ev ekseniniz vurgulanıyorsa, zamanla, 1. ev 7. ev, daha sonra da 12. ev, 6. ev vurgulanacaktır.

    Ev eksenlerinin vurgulanması kâhin astrolog için hayli değerli bir malumat olabilir. Bu malumatın işaret ettiği şey, söz konusu kişinin hayatın belli bir alanında beklenmedik olaylarla karşılaşacağı, veya başka bir deyişle ne tür meselelerin kişiyi olumlu veya olumsuz anlamda düşündüreceğidir. Astrologlar ne tür bir enerjinin söz konusu olduğunu bilmeseler de kişinin hayatının hangi alanının vurgulandığı bilinir.

    Örneğin Maire Curie 1906 Nisan’ında kocasını aniden kazayla ölümünü tecrübe etti. Haritasına baktığımız zaman 1906 yılının hepsinin 1. ve 7. ev ile 6./12. eve düştüklerini görüyoruz. Başka bir deyişle tutulmalar onun yükselen alçalan ekseninin üzerinden geçmektedir. Kocası bu tutulmalardan birinde ölmedi, tutulmalardan hiçbiri de doğum haritasına herhangi bir kavuşum veya karşıt açı yapmıyordu. Yani tutulmalar açık bir şekilde açı yapmasa da, evler Marie için o dönem gündemde olan evleri gösteriyordu.

     

    Tutulmayla birlikte Curie’nin haritası

    Aynı şekilde Napolyon’un 1814 Martındaki haritasına bakabiliriz. Napolyon bu tarihte bir astroloğu görmeye gitmiş olsaydı, tutulmaların onun MC/IC ekseninde meydana geldiğini ve kariyerinde, sosyal statüsünde, ailesinde ve yaşadığı yerde değişimleri işaret ettiğini fark etmesi astrolog için iyi olurdu. Bu durum çok harika bir durum olarak yorumlanabilirdi, ancak tarih onun bütün gücünü kaybedip tutuklanarak Fransa’dan sürgün edildiğine tanık oldu.

    1814 ve 1815 yıllarında MC’nin iki yanında meydana gelen tutulmalarla birlikte Napalyon’un Haritası

    Bunlar hayli dramatik örneklerdir. Bir insanın 1. ev ile 7. evinde tutulmaları gördüğünüz zaman, eşin öleceği veya ilişkinin biteceği gibi öngörülere sıçramamak gerekir. Bu ev bilgisi transitler ve ilerletmelerin (progresyonlar) gösterdiği ip uçlarıyla birlikte yorumlanmalıdır.

    Pek ala tutulmalar ne zaman büyük ne zaman küçük dişlere sahipler? Bu soruyu cevaplamaya başlamak için yine ya iyi bir kartala ya da iyi bir tarla kuşuna ihtiyacımız var. Şimdi tutulmaların kartal kısmına bakalım ve durumun mekaniğini inceleyelim.

    TUTULMALARIN GEOMETRİSİ

    Güneş tutulması Yeni Ay’da olur. Yani Güneş Ay kavuşumu. A noktasında duran bir kişi Ay’ın Güneş’i kapattığına tanık olur. Dünya’nın başka bir  yerinde olan, başka bir kişi Güneş’in kapandığına tanık olmayacaktır.

    Çocukken güneş tutulmasının ayın güneşin önünden geçmesi olduğunu öğrenmiştik. Ay’ımız (Dünya’dan bakıldığında) aşağı yukarı Güneş’le aynı boydadır, bu yüzden Güneş ışığını kapatma potansiyeline sahiptir. Dünya’da doğru bir yerden izlendiğinde güneş tutulmasında gün kararır. Ay bazen güneşin bir kısmını kapatır, sonuç daha az dramatik bir etkiye sahiptir. Güneş tutulması yalnızca birkaç dakika sürer.

    Ay tutulması (modern bakış açısından) o kadar etkileyici değildir ve Ay’ın Dünya’nın gölgesinden geçmesiyle olur. Sonuç Dolunay’ın kararması ve birkaç saat içinde tüm ay aşamalarını yaşamasıdır. Dünya’nın gölgesi Ay’ı boydan boya kat ederek [Şekil’de gösterildiği gibi] kapatır. Etkiyi görebilmek için dünyanın belli bir yerinde olmanızı gerektiren güneş tutulmalarından farklı olarak ay tutulmaları, Ay’ın gece yükseldiği her yerde görülebilir. Yani tüm ay tutulmalarının yaklaşık yarısını görebilirsiniz.

    Ay tutulması bir ay tutulmasına dönüşen (Ay Güneş karşıtlığı) Dolunay’dır.Ay Dünya’nın gölgesinden geçer. Dünya’nın karanlık tarafında bulunan herkes ay tutulmasını görür.

    Birçok kültürde Ay hayat veren gezegen olduğu için ay tutulması eskiler için korkunç bir manzara olmalı. Tanrıça’nın karardığını görmek her şeyin o kadar da yolunda olmayabileceğine dair çok güçlü bir işarettir.  Kadim astrologları tutulmaları anlamaya çabalatan şey, büyük ihtimalle bu ay tutulmalarıdır, çünkü bütün hayatları boyunca tek bir güneş tutulmasına tanık olsalar bile şanslıdırlar. Güneş tutulması sadece Yeni Ay’da, ay tutulmaları sadece Dolunay’da olur. Hiç kuşkusuz Yeni Ay ile Dolunay her ay yaşanan şeylerdir, fakat tutulma sayısı bunlardan azdır. Bunun nedeni Düğümler’in konumudur.

    DÜĞÜMLER

    Birbirine örneğin kırk beş derece açı yaparak kesişen iki halka düşünün. Bu halkalar iki noktada kesişecektir. Bu iki noktaya düğümler denir. Bunlardan birine Kuzey düğümü, diğerine Güney düğümü denir. Gerçekten de iki çemberin birleştiği bütün noktalara düğüm denir.

    Dünya’nın güneş etrafındaki yörüngesine ekliptik denir. Gökteki yüksekliklerine bakarak gezegenlerin ekliptiğin üstünde veya altında olup olmadıklarını ölçeriz. Güneş ile Dünya birbirlerine göre her zaman 0 derece yüksekliktedir, güneş sistemimizin diğer bütün gezegenleri farklı zamanlarda kuzey veya kuzey yarım küre kısmında olabilir.

    Kendi yörüngelerinde seyreden diğer gezegenlerin ekliptiği kestiği noktalar o gezegenin düğümüdür. Venüs, Mars, Plüton vb gezegenlerin düğümleri vardır. Halley kuyruklu yıldızının da, asteroitlerin de düğümleri vardır.

    Doğum haritalarında gördüğümüz düğümler Ay Düğümleri’dir. Buraları kendi yörüngesinde seyreden Ay’ın ekliptik düzlemini kestiği noktalardır.  Ay ne zaman Kuzey veya Güney Ay düğümüne kavuşum yapsa, yani ekliptik üstünde olsa, Ay, Güneş ve Dünya aynı düzlemde demektir.

    Yeni Ay veya Dolunay’un tutulmaya dönüşmesi için illa da Kuzey ve Güney Ay Düğümleri’ne tam kavuşum yapması gerekmez. Aşağıda bir Yeni Ay veya Dolunay’ın tutulmaya dönüştüğü orblar verilmiştir.

     

    Güneş Tutulmaları

    Kuzey veya Güney aydüğümü’ne 18 31 kadar yakın bir Yeni Ay’da kısmi güneş tutulması olma ihtimali vardır (40. Şekle bakınız).  Eğer ay düğümlerinin 15 21 kadar bir mesafe içindeyse, kısmi tutulma olmalıdır. Eğer Yeni Ay 0 ile 9 55 aralığında bir uzaklıktaysa bir tam güneş tutulması olmalıdır.

    Yeni Ay düğümlerden 9 55 ile 11 15 arasında bir uzaklıktaysa tutulma tam da olabilir kısmi de.

    Ay Tutulmaları

    Orblar çok daha küçüktür. 40. Şekil’e bakınız. Eğer ay düğümlerinin en az 12 15 uzağında bir Dolunay meydana gelirse kısmi ay tutulması meydana gelebilir. Eğer Dolunay 9 30 derece mesafe içindeyse kısmi ay tutulması olmalıdır. Eğer Dolunay 3 45 mesafe içindeyse tam tutulma olacaktır. Dolunay 3 45 ila 6 0 arasındaysa ay tutulması kısmi de olabilir tam da.

    TUTULMALARIN SIKLIĞI VEYA TUTULMA MEVSİMLERİ

    Yeni Ay ile Dolunay acaba ne sıklıkla yukarıda bahsettiğimiz orblar içinde gerçekleşmektedir. Tutulmanın formülü Yeni Ay ile Dolunay’ın Ay düğümleri ekseniyle kavuşumuysa, bu durumda, Güneş ay düğümleri eksenine yaklaştığında iki veya üç Yeni Ay ve Dolunay tutulacak demektir.

    Güneş ay düğümleri ekseninden yılda iki defa geçer. Bir kere kuzey ay düğümünün üstünden ve bir kere de güney ay düğümünün üstünden. Demek ki her yıl Güneş ay düğümlerinin 18 yakınındayken iki tutulma olacaktır. Güneş’in bu mesafeyi geçmesi 36 gün sürer. 36 gün sonra ay düğümleri ekseninin 18 dereceden fazla uzağında olacaktır. Yani tutulma sezonunun uzunluğu 36 gündür. O halde bu süre içinde gerçekleşecek olan her Yeni Ay ve Dolunay bir tutulma olacaktır.

    Ay düğümleri Zodyak üzerinde ayda yaklaşık bir buçuk derece bir hızla geriye doğru hareket ettikleri için tutulma mevsimleri sabit değildir. Yani tutulma mevsimleri, her ne kadar altı ay arayla gerçekleşse de, yılın herhangi bir ayından meydana gelebilir.

    Tutulma mevsimlerini, bazen bütün o 36 günü (tutulma sayısına ve içinde gerçekleştiği aya bakmadan) kaotik ve stresli dönemler olarak kabul eden astrologlar vardır.

    Güneş tutulma mevsimindeyse aşağıdaki senaryolar gerçekleşebilir.

    Aşağıdaki örneklerde ay düğümlerini 0 derece boğa ve akrep eksenine yerleştirdim.

    Şekilde 21 derece koç burcunda Yeni Ay (Güneş Ay kavuşumu) gerçekleştiğinde, bir güneş tutulması olacaktır. Çünkü ay düğümü sadece 9 derece uzaktadır.

     

    Güneş tutulmasına neden olan Yeni Ay’ı 14 gün sonraki Dolunay’da bir ay tutulması izliyor.

    14 gün sonra bir Dolunay gerçekleşecektir. Güneş 14 günde 14 derece hareket ettiğinden ay tutulması ay düğümünün 5 derece öteki tarafından olacaktır. Yine on dört gün sonra bir Yeni Ay daha olacaktır ve bu sefer Güneş 14 derece daha hareket ederek 19 derece Boğa burcunda olacaktır. Yalnız bu Yeni Ay tutulma orbunun dışında kalacaktır. Demek ki elimizdeki ilk örnekte sadece bir Güneş tutulması olacak ve onu takiben bir Ay tutulması olacaktır.

    Alttaki şekilde Dolunay’da ay tutulması oluyor ve onu 14 gün sonra Yeni Ay’da bir güneş tutulması takip ediyor.

    Bu şekilde 21 derece Koç burcundaki Dolunay, ay düğümü ekseninden yalnızca 9 derece uzaklıkta olduğu için bir ay tutulması gerçekleşir. On dört gün sonra 5 derece akrep burcunda Yeni Ay güneş tutulmasıyla sonuçlanacaktır.  On dört gün sonraki Dolunay 19 derece boğa burcunda gerçekleşecektir ve bu orb bir ay tutulması olamayacak kadar uzaktır.

     

    Bu örnekte bir ay tutulmasını on dört gün sonra bir güneş tutulması izlemiştir.

     

    Ay tutulmasına neden olmayan Dolunay’ı on dört gün sonra bir güneş tutulması izlemektedir.

    Yukarıdaki örnekte 17 derece Koç burcunda bir Dolunay görülmektedir. Ay düğümlerine olan mesafe bir tutulmaya neden olamayacak kadar uzaktır. On dört gün sonra 1 derece Akrep burcunda Yeni Ay olacaktır. Ay düğümünden sadece bir derece uzaklıkta olduğu için bir güneş tutulması gerçekleşecektir.

    On dört gün sonra 15 derece koç burcunda bir Dolunay olacaktır, ancak ay düğümlerine olan mesafe bir tutulmaya neden olamayacak kadar fazladır.

    Böylece bu örnekte hiçbir ay tutulmasının eşlik etmediği bir güneş tutulması görülür.

     

    Bir güneş tutulmasına neden olan Yeni Ay’ı on dört gün sonra Ay tutulmasına neden olan bir Dolunay ve on dört gün sonra başka bir güneş tutulmasına neden olan Yeni Ay takip etmektedir.

    Şekilde 12 derece koç burcundaki Yeni Ay (ay düğümlerinin 18 derece uzağında) bir güneş tutulmasına neden olur. On dört gün sonra Dolunay 26 derece terazi burcunda ay tutulmasına neden olur. Yine on dört gün sonraki Yeni Ay 10 derece boğa burcunda tutulma orbu içinde olduğu için yeni bir Güneş tutulmasına neden olur.

    Kozmos bu örneklerden hangisini önümüze sererse sersin, açıkça görülüyor ki her güneş tutulmasını bir ay tutulması takip etmek zorunda değildir, ancak her ay tutulmasını mutlak bir güneş tutulması takip ediyor.

    SAROS DÖNGÜLERİ

    Eskiden beri astrologlar tutulmaları vakitleri öngörülebilen, ancak sonuçları çarpıcı bir biçimde birbirinden farklı tahmin edilmesi güç işaretler olarak görmüştür.  Yine de her tutulma daha büyük bir grubun bir parçasıdır. Her tutulma bir ailenin üyesidir ve her üyenin kendine has karakteristikleri vardır.

    İlk defa Babillilerin bulduğu bu ailelerin bir başı, ortası ve sonu vardır. Bu aileleri oluşturan tutulma döngüleri bin yıldan fazla bir ömre sahiptir ve bu yüzden bireysel tutulmaları incelemek oturup dev bir ağacın büyümesini gözlemlemeye benzer. Bu ağaç belli bir etkiyle ilgili olabilse de, gözlem süremiz ağacın ömrüne kıyasla çok kısa olduğu için tutulmaların etkisi gelişigüzel ve bağlantısı olaylar olarak görünecektir. Bununla birlikte eğer ağacın önünde bin yıl boyunca oturursak, olaylar yüzlerce yıl içinde yavaş yavaş gelişen anlamlı bir bütünün bir parçası olarak görülebilirler. Veya ağacın tabiatını anlar, onun türünü ve niteliklerini bilirsek, gelişigüzel olay, uzun bir bekleyişe gerek kalmadan daha fazla anlam ifade edebilir.

    MÖ 747 yılında Babilliler bir tutulmanın vaktini kesin bir şekilde öngörebiliyorlardı. Hatta MÖ 4. asırda tutulmaların bir dizi içerisinde meydana geldiğini anlamışlardı. Bu seriye MS 10. asırda Yunan Sözlükçü Suidas tarafından Saros Serileri veya Döngüleri adı verilmiştir. Saros kelimesi tekrarlamak veya tekrarlanacak anlamına gelir.

    Babillilerin keşfettiği şey, ay tutulmalarının ancak bir güneş tutulması varsa gerçekleşeceği ve ay tutulmalarının güneş tutulmalarının iki hafta öncesinde ve sonrasında olma veya olmama ihtimalinin olduğudur. Böylece güneş tutulmaları matematiksel olarak bir döngü olarak görülürken, ay tutulmaları matematiksel açıdan güneş tutulmalarının bir yan ürünü olarak görülmüştür. Bu çok büyük bir adımdır, çünkü asıl gözlemlenebilen ay tutulmalarıdır.

    Ayrıca bulguladılar ki güneş tutulmaları yalıtılmış olaylar değildirler. Her güneş tutulması (daha sonra Saros ismini alacak olan) bir dizinin veya döngünün parçasıdır. Her Saros döngüsü 18 yılda ve artı (bu 18 yıl aralığında meydana gelebilecek artık yılların sayısına bağlı olarak) 9 ila 11 günde bir yeni bir tutulma üretir. Ayrıca her Saros Döngüsü birbirini takip eden bir tutulmalar dizisi başlatır, her biri diğerine göre aydüğümlerine yarım veya bir derece daha yakın veya uzaktır.

    Her dizi ya Kuzey ya da Güney Kutbu’nda çok küçük bir tutulma olarak başlar. Bu tutulma aydüğümünün 15 ila 18 derece önündedir. Seriler birbirini takip ettikçe, seriye ait her tutulma aydüğümleri eksenine yaklaşır. Bu yaklaşma yüzlerce yıl içinde meydana geldiği için tutulmalar kısmi tutulmalardan tam tutulmalara doğru dönüşür.

    Bir döngünün başlamasından yaklaşık 650 yıl sonra bir Saros Serisi’ne ait tutulma aydüğümlerine kavuşum yapar (tam tutulmaya neden olur) ve bundan sonra serinin tutulmaları ay düğümünden uzaklaşırlar. Döngünün sonunda ay düğümlerinin 18 derece uzağında küçücük bir kısmi tutulma olur.

    Bu tutulma Serinin başladığı Kutup’a karşıt Kutup’ta olur. Yani eğer bir Saros dizisi Kuzey Kutbu’nda küçük bir tutulma olarak başladıysa, yaklaşık 1300 yıl sonra Güney Kutbu’nda küçük bir tutulmayla son bulur.

    Dünya’nın düz olduğunun düşünüldüğü (hesap makinesine benzer herhangi bir yardımcı aracın bulunmadığı) 4. asır gibi bir vakitte bütün bunları ortaya çıkarmış olmaları, o vakitlerin astrolog/astronomlarının kalitesi hakkında epey bir ipucu sunmaktadır.

    Aşağıdaki şekilde Kuzey Kutbu’nda bir Saros Serisi, diyelim ki MS 1000 yılında başlar. Bu Seri içinde her 18 yıl artı birkaç günde bir yeni bir güneş tutulması olacaktır. Her tutulma dünyanın yüzünde yaklaşık 120 derecelik bir gezintiye karşılık gelecektir ve her tutulma az biraz güneye kayacaktır. 1650 yılına gelindiğinde Saros döngüsü ömrünün yarasına gelmiş olacak ve dünyanın ekvator çizgisinin yakınlarında tutulmalara neden olacaktır. Seri yaşlandıkça Güney Kutbu’na yaklaşacak ve son tutulması Güney Kutbu’nda küçücük bir kısmi  tutulma olarak gerçekleşecektir.

     

    Saros Döngüsü 18 yılda bir meydana gelen tutulmalarla 120 derece açılar yaparak Kuzey Kutbu’ndan Güney Kutbu’na hareket etmektedir.

    Saros Döngüsü 18 yılda bir meydana gelen tutulmalarla 120 derece açılar yaparak Kuzey Kutbu’ndan Güney Kutbu’na hareket etmektedir.

    Herhangi bir Saros Döngüsü örnekte görüldüğü gibi bir kutuptan ötekine hareket ederken, bu sırada, Kuzey’den Güney’e doğru hareket eden 19 ila 21 adet diğer döngülerin mevcut olduğunu düşünün. Şekildeki  döngü başladığında bir sürü başka döngü ömrünün yarısında veya sonundadır. Şimdi olayı daha da karmaşık kılmak istiyorsanız, bu sırada Güney Kutbu’ndan Kuzey Kutbu’na doğru hareket etmekte olan Saros Serilerinin de mevcut olduğunu düşünün. Herhangi bir anda yaklaşık 42 Saros Serisi vardır ve bunlardan yarısı Güney kutbundan Kuzey kutbuna, diğer yarısı da Kuzey Kutbundan Güney kutbuna hareket halindedir. Her Seri dünyanın bütün yüzeyini gezer.

    Daha önce bahsettiğimiz üzere bir yıl içinde iki Tutulma mevsimi vardır. Mevsimlerden biri kuzey ay düğümüne, diğeri güney ay düğümüne tekabül eder. Güney ay düğümüne yaklaşıp kavuşum yapan, ardından ondan adım adım uzaklaşmaya başlayan Saros serileri Güney Kutbu’nda başlamıştır ve bunlara Güney Saros Serileri denir. Kuzey ay düğümü çevresinde faaliyeti görülen döngüler de Kuzey Kutbu’ndan başlamıştır ve bunlara da Kuzey Saros Döngüleri denir. Yani her yıl bir tane Güney Kutbu Saros Serisi tutulmasına, bir tane de Kuzey Kutbu Saros Serisi tutulmasına tanık oluruz.

    Aynı kutuptan başlayan 19 ila 21 kadar tutulmaları birbirinden ayırmak için her birine bir numara verilir. Bu numaralar doğum sırasına göre değil, Saros Serileri’nin bir tutulmaya neden olacağı yıla göre verilir. Örneğin bu sistemde Saros serileri Kuzey Saros Serisi 1 ve Güney Saros Serisi 2 olarak adlandırılır. Bu iki seri altı ay aralıkla tutulma üretir. Burada önemli olan Saros Serisi’nin hangi aşamada olduğu değil, tutulmaların vakitleridir.

    Örneğin 1965 yılında meydana gelen tutulmalar Kuzey Saros Serisi 3 ile Güney Saros Serisi 3’e aittir. 18 yıl sonra 1983 yılında yine iki güneş tutulması meydana gelmiştir ve bunlar da Kuzey ve Güney Saros Serisi 3’e aittir. Bu Saros serileri farklı tarihlerde Kuzey 3 MS 991 yılında Güney 3 ise 1208 yılında doğmuştur. Fakat 18 yıllık dönemleri birbirine tesadüf ettiği için, yanı aynı yıla düştüğü için, tutulmalar, altı ay aralıkla, aynı yıl olduğu için aynı sayıyla numaralandırılmıştırlar.

    Bazen bir Saros Serisi biterken öteki başlar. Daha önceki yazıda aralarında bir ay tutulması olan iki güneş tutulmasının şeklini görmüştük.. İkinci güneş tutulması ay düğümüne kavuşum yapmaya henüz çok uzak olduğu için muhtemelen 50 yıl önce başlamış bir Seri’ye aittir. Bununla birlikte ikinci güneş tutulması ay düğümünü geçtiği için bin yıldır devam eden ve bitmek üzere olan bir Saros Serisi’ne aittir. Böyle bir şey meydana geldiğinde, güneş tutulmalarına neden olan Saros Döngüleri’ne aynı numara verilir. Biri diğerinin yerine doğmakta olan iki Saros Serisi’nin, bir ay içinde iki güneş tutulması ürettiği yüz yıllık bir çakışma dönemi olur. Bu yüzden seriler örneğin Yeni Kuzey Saros Serisi 9 ve Eski Kuzey Saros Serisi 9 gibi isimler alırlar. Bu çakışma dönemi sona erdiğinde, yani eski seri öldüğünde, diğerinin önünden Yeni sıfatı kaldırılır.

    BİREYSEL SERİLERİN TABİATI

    Her Saros serisi spesifik bir anda ya Kuzey ya da Güney kutbunda başlar. Yani her Saros serisinin bir doğum haritası vardır. Her Saros Serisi’nde ayrıca 71 ila 73 ‘olay’, yani güneş tutulması vardır. Her Güneş tutulması ve ardından gelen Ay tutulması ait olduğu Saros Serisi’nin özelliklerini dışa vuracaktır.

    Bütün bu Saros Serileri’ni bir orman olarak düşünün. Her bir Saros Serisi bu ormanda bir ağaç, her tutulma da o ağaçta bir yapraktır.

    Demek ki elimizde ağaçlardan bir orman var ki her ağacı ayrı bir gelişim aşamasında. Ormanın yarısı Güney kutbundan gelip Kuzey kutbuna doğru büyürken, diğer yarısı Güney kutbundan gelip Kuzey kutbuna doğru büyüyor.

    Birbiriyle ilişkili tutulmaların ormanında onları bireysel olaylar ele almak, ormanın tabanından bir avuç yaprak alıp elinizdeki yapraklar birden çok ağaca aitken yapraklardan hareketle belli bir ağaç hakkında bilgi edinmeye çalışmaya benzer. Aynı şekilde, belli bir yılda meydana gelen bir tutulmanın etkisini alıp başka bir yıldaki tutulmanın etkisini yorumlamada kullanmak, elinizdeki ıhlamur yaprağıyla bir çam ağacı hakkında bilgi edinmeye benzer. Astrolojinin kalın kabuklarla dolu olmasında şaşılacak bir şey yok.

    Seriler bir harita üzerinde ilerlerken her 18 yılda bir benzer bir dışa vuruma sahip bir tutulma olur. Bu tutulmalardan birinin haritanızı doğrudan etkilediğine tanık olabilirsiniz. Bir astrolog olarak bu etkiyi tutulmaya bağlı bir şey olarak yorumlayabilirsiniz, ancak o aynı Saros Serisi ile tekrar karşılaşma ihtimaliniz çok düşüktür. 18 yıl sonra haritanızda 10 derece kadar ileriye sıçrayacak ve kafasını bambaşka bir yerden çıkaracaktır. Haritanızın bu noktasının önemli olmaması hayli mümkündür. Bu sırada başka Saros Serileri’ne ait farklı tutulmalar yaşasanız da etkinin neden aynı olmadığını merak edebilirsiniz.

    Her Saros Serisi doğum anındaki gezegensel konumlara göre özel bir karaktere sahiptir ve Serilerin her üyesi bu karakteri tutulmalar yoluyla dışa vurur.

    Tutulmaların bireysel birimler olarak ele alındıklarında tesadüfi, kaotik, destede joker gibi görünmelerinde şaşılacak bir yan yoktur. Başka bir deyişle acaba belli bir tutulma müşterinizin kafasına düşecek bir ıhlamur yaprağı mı yoksa çam kozalağı mı olacak sorusu. Bununla birlikte eğer yaprakları birbirinden ayırabilir ve ormandaki her bir ağacı tanırsak, sonuçları daha kesin görme açısından daha şanslı olabiliriz.

    TRANSİT SAROS SERİLERİ

    Herhangi bir Saros Serisine bakmadan önce Transit Saros Serileri kavramını incelememiz gerekiyor.

    Bir Seri’nin ömrü boyunca, söz konusu Seri ay düğümleri etrafında dans edeceği için, onun üyesi olan tutulmalar yaklaşık 18 yıl artı 9 ila 11 gün aralıklarla Zodyak’ta on derece ötede görüneceklerdir.

    Böylece bir Seri bir haritaya transit yapabilir. Ancak bu transit aşağıdaki şekilde görüldüğü üzere zodyak’ın her derecesine dokunarak ilerlemediği için normal bir şekilde gerçekleşmez. Seriler her seferinde 10 derecelik kurbağa sıçrayışları yaparlar. Böylece haritanın duyarlı bir sürü alanını geçer ve başka bir yerde görünür.

     

    Şekildeki karanlık siyah noktalar tam güneş tutulmalarını gösterirken, beyaz noktalar kısmi tutulmaları gösterir. Bir Seri bizim varsayımsal haritamızda yükselen noktasında başlar. Seriye ait her tutulma Zodyak üzerinde on derece ileride meydana gelir. Yaklaşık 160 yıl sonra tutulmalar IC civarında olacak, ama hala kısmi tutulmalara neden olacaktır. Seri 360 yaşına geldiğinde tutulmalar artık haritanın alçalan çizgisi civarındadır. 480 yıl sonraysa tutulmalar tam tutulmaya dönüşür ve haritanın MC noktası civarında meydana gelir. İlk yola çıktığı derece civarında, yani ömrünün ortalarında tam tutulmalar üretir. Saros Serileri bu şekilde her 18 yıl artı 9 ila 11 gün arasında tutulmalar üreterek 10 derecelik sıçrayışlarla zodyakı dolaşır. 800 yıl sonra, tekrar varsayımsal haritamızın IC civarında tutulmalar üretmeye başlayacaktır. Seri yaklaşık 1280 yıl sonra, ömrüne başladığı aynı derece civarında kısmi bir güneş tutulmasıyla son bulacaktır.

    Bir Saros Serisi 640 yıllık yörüngesiyle harita üzerinde sıçrayarak ilerlerken, ömrünün yarısına doğru, tutulmaları tam tutulma olacak ve bunlardan biri tam ay düğümü üzerine denk gelecektir. Tutulmaların bu ortak noktası bir güneş tutulmasının olabildiği kadar tam bir tutulma olacaktır. Şekilde görülen bu tutulma da neredeyse tam olarak Seri’nin doğduğu noktada meydana gelecektir. Bir 640 yıl dana geçtikten sonra, yine neredeyse tam doğduğu derecede sona erecektir. Yani her Saros Serisi yaklaşık aynı Zodyak derecesinde doğar, olgunlaşır ve ölür.

    Saros serileriyle ilgili önemli bir nokta, Plüton-ötesi denilen ve yörüngesi 675 yıl olarak kabul edilen varsayımsal gezegenle ‘benzer’ bir döngüye sahip olmasıdır. Tesadüf eseri belli bir Saros Serisi, Kuzey Saros Serisi 19, bu varsayımsal gezegenle aynı noktayı paylaşmaktadır. Yörüngeleri aynı olduğu için şu anda transit kavuşum halindeler. Plüton-ötesi bu gezegen astrolojiye sokulduğunda söz konusu Saros Serisi “orta nokta tutulmalarını” yaşıyordu, yani en güçlü aşamasındaydı. Bu durum iki anlama gelebilir. Plüton-ötesi gezegenin anlamı Kuzey Saros Serisi 19 ile var olan kavuşumca etkilenmiştir veya Trans Plüton denilen gezegen aslında transit Saros Serisi’dir. İşte düşünülecek ve araştırılacak bir konu.


    ©Bernadette Brady, Predictive Astrology, s. 207-17

    Sosyal Paylaşım
    • email
    • Facebook
    • Twitter